Bir martı'nın Hikayesi

  Hikayeler yazılır iken hep bir prens, bir kral, bir prenses bulunur. Bizim hikayede prens, prenses yok ama martıların kraliçesi var.
  Bir gün bilge kişi oturduğu evin camından dışarı bakarken, komşuların çatısında martıların konduğunu fark etmiş. Artık her gün gün aşırı çatıdaki martıları gözler hale gelmiş. Tabi ki takiplerini büyük titizlikle ufak notlar alarak bir anda artık kendini martı gözlemcisi gibi hissetmeye başlamış.





  Günler gelmiş günler gitmiş, Martıların yumurtaları ufak ufak kırılıp içlerinden yavrular birer ikişer kiremitlerin üzerinden Marmara denizine doğru bakıp bakıp annelerinin yolunu gözler olmuşlar. Anneleri onları doyura dursun. Ufak yavruların tüyleri çıktıkça kiremitlerin üzerinde dolaşma azimleri artmış. Günler birbirini kovalamış derken artık kanatları çırpınmaya başlamış ufak afacanların...

  Günlerden bir gün Çatının üstünde baba martılar dede martılar anne martılar artık yavruların uçma vakti geldiğini bildirmişler ama ne bildirme ortalık savaş alanı gibi, yavruları çatıdan aşağı atlamaya yani uçmaya zorluyorlar. Bizim ufak afacan bakmış çare atlamak kanatlarını bir iki çırpmış koyvermiş kendini boşluğa...

  Bilse ki yaşam bundan sonra başlıyor, hiç kıpırdamayacak yerinden. Deniz ile tanışması ilk o gün olmuş. Masmavi Marmara denizinde bir iki tur attıktan sonra enerji bitmek üzere, bir iki balık tutma denemesi yaptık tan sonra karnı iyice açıkmış. Bakmış olacak gibi değil yuvaya gidim de belki annem bir şeyler getirmiş tir onları yerim diye içinden geçirmiş. Yuvaya döndüğünde ortalık da ne anne var nede yemek sabahı sabah etmiş.

  Ertesi gün birden uzaklara açılmadan, ufak ufak dolaşa dolaşa yemek aramaya başlamış. ilk olarak karşı evin penceresine konmuş, içeri bakmış bilge kişi içer de kitap okuyor. Bir cesaretle, camı tıklamak aklına gelmiş,.. Tık Tık ben geldim.

  Bilge kişi kitap'dan başını kaldırıp sesin geldiği yöndeki pencereye bir bakmış, yavru bir martı martıların Kraliçesi.



  Sosis ile tanıştığı o gün Devrimi başlattığını farkında olmadan. Yeni bir slogan başladığını diğer martılara da haber vererek simit ile yaşanmaz,  "sosis isteriz SOSİS" . Meclise kadar iletmeyi umarak hayatını Martıların kraliçesi olmaya aday gösterilmesini umut ederek yaşamaya devam etmiş.

Ne demiş büyüklerimizden, Barbaros Hayrettin Paşa:

"Denizlere hakim olan cihana hakim olur"

  Martıların Kraliçesi artık Marmara Denizine hakim, yanına ortak olarak Karabataklar, Deniz ördeği ile paylaşıyor. Karalara hakim olma zamanı geldi, geçiyor. Belki yarın sizin pencerenizi de tıklayabilir..
  Hikayenin sonunda hep elma düşer, ama bizim hikaye bitmedi. Devamı yaşandıkça gelecek.

Resim ve video için Dayım Tevfik Cengiz Kaluç'a sonsuz Teşekkürler
                                                                                                                  Saygılarımla Ergun Adlim

Yorumlar

  1. Camdan içeri bakıp tık tık laması çok güzel. Hikaye ayrıca hayatın gerçek kesitlerini taşıyor. Paylaşım için teşekkürler. Bu arada dayınızın
    Videosu harika. Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Serdar bey
      Bu İstanbul da hayatımız hikaye, Martılar da bizlere uydu, hep beraber yaşayıp gidiyoruz. Saygılarımla

      Sil
  2. Ufak ufak dokunuşlarla çok güzel bir hikaye. Video'da güzel, martının cam tıklatması enteresan. Barbaros Hayrettin Paşa'nın, "Denizlere hakim olan cihana hakim olur" sözünü uygulayanlar Avrupa ülkeleri oldu. Gemileriyle dünyayı fethettiler ve zenginleştiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Rabia Hanım
      Martılar artık hayatımızın her yerindeler. Kimisine Martı, kimisine Kumru, kimisine Serçe bana da Eşek Arısı beslemek düştü. Alıştı artık balkona çıkamıyorum hemen tepemde reçelini istiyor. Saygılarımla

      Sil

Yorum Gönder